News
17. Kral TV Müzik Ödülleri
Müzik dünyasının en önemli organizasyonlarından ‘Kral Müzik Ödülleri’ bu sene de muhteşem bir geceye imza atmaya hazırlanıyor. Santçıların nefeslerini tutup heyecanla sonuçları beklediği Ödül Töreni için hazırlıklar şimididen başladı. Bu sene 17.’si düzenlenecek Kral Müzik Ödülleri için toplantılar yapılmaya başlandı. Doğuş Power Center’da düzenlenen toplantıların ilkinde bu seneki ödül töreni için ilk fikir alışverişleri yapıldı. 17. Kral Müzik Ödülleri’nde bu sene de Müzik dünyasının en iyileri seçilecek. Ödül töreni şimdiden merakla bekleniyor.
Çengi Performing Arts ın sahne gösterileri ile ilerliyecek gecede Sezen AKSU yeni albumunden parcalarla sahne alacak. Bu muhtesem geceyi izlemeyi unutmayın. 
Cirque du Soleil’de bir Türk: İlhan Karabacak
Cirque du Soleil’nin bir gösterisi olan “Zumanity”de üç metre uzunluğunda çubuklara bağlı otuz metrekare saten pelerini ile sahnede dikkat çeken kişi İlhan Karabacak’tan başkası değil. Karabacak ile Turkish Journal için görüştük…
17 Eylül
Işıl Öz, Las Vegas (Turkish Journal)
İlhan Karabacak 1977′de, İstanbul’da doğmuş. Öğrenimini İstanbul’da tamamlamış. 19 yaşından sonra çeşitli alanlarda dans etkinliklerine katılmış, 2003′de Osmanlı Saltanatı konseptli “Hürrem Sultan” Dans Tiyatrosu projesine dahil olup aynı zamanda bu projede bale ve modern dans eğitimi almaya başlamış. Projenin oryantal dans eğitmenliği ve oryantal koreograflığını üstlenmekle beraber harem ve hamam sahneleri için solist olarak dans etmiş. Aynı dönemde Çağdaş Bale Topluluğu ile tanıştığını söylüyor.
2005′de Kanada, Montreal’de “Theatre Place Des Arts”da “Festival Du Monde Arabe”ye Türkiye’den davet edilen tek sanatçı olarak festivalde solo ve düet performanslar sergileyen Karabacak’ı, “Benimle dans eder misin?” adlı dans yarışmasından tanıyanlar da çıkacaktır.
2006′da “Festival Du Monde Arabe” den tekrar teklif almanın yanında “Les Possedes” adlı dans projesinin ana karakteri ve koreograflığını üstlenmiş.
Aynı yıl yine 23. “Gala des Etoiles”e Türkiye’den özel olarak davet edilen Karabacak, dünyanın en büyük klasik bale ve modern dans topluluklarındaki solist dansçılarla aynı sahneyi paylaşıp, kendine özgü oryantal dans tekniğini sergilemiş. Erkek oryantal dansçı olarak yeni bir stille yedi sene gibi kısa bir sürede birçok başarıya imza atan İlhan Karabacak, dans dünyasının yeni tanıştığı ama beğeni toplayan özgün tekniğini geliştirmenin yanında son iki yıldır da Cirque du Soleil’de görev alıyor. Belki de bu büyük projede yeralan ilk kalıcı Türk artist kendisi.
Benim de dikkatimi “Cirque du Soleil’in şehvetli tarafı” diye tanımlanan “Zumanity” projesinde yeralması çekti.
Bu özel ropörtaj için Las Vegas’a gittim ve Karabacak ile iki şov arasında görüşme şansı yakaladım.
Zumanity, cinsellikle ilgili birçok ayrıntıyı bir şekilde içine katmış, birbirinden renkli karakterler ile egzantrik, seyircilerle iletişim halinde olunan, ışıklar ve devamlı değişen dekor ile dinamik bir gösteri. “Rocky Horror Picture Show” misali zaman zaman komik zaman zaman da irkiltici.

İşte İhan Karabacak karşımızda, üç metre uzunluğunda çubuklara bağlı otuz metrekare saten pelerini ile sahnede baya dikkat çekiyor. Karabacak, bu karakterin ikinci temsilcisi. “Zumanity’de şu an kendi dansımı sergilemiyorum, başından beri kendi stilimi kullanabileceğim bir bölüm planlıyoruz, bu olacak olursa modellik, estetik şovun dışında kendi stilimi gösterme şansım olacak” diyen Karabacak’ın Zumanity’deki karakterinin adı: Mr. Ofelya
Mr. Ofelya hakkında kendisinden bilgi alıyoruz…
“Mr. Ofelya, öncelikle çok estetik ve zarif aynı zamanda erkeksi ve asi… Kostümle bütünleştiğinde aslında androjen bir karakter. Sahnede neredeyse bütün duyguları hissedebilme özgürlüğüne sahip (kızgın, aşık, hüzünlü, erotik, alaycı, seksi, utangaç, yaramaz… ) ben bu karakteri canlandırmaktan inanılmaz keyif alıyorum. Özgür bir karakter, her geçen gün sahnede kendimi yenileyebilme şansı buluyorum… ”
Adı neden Ofelya?
Başlarda beni, şovun sonunda “İlhan” diye çağırıyorlardı. Ben, “İlhan’ı istemiyorum, çünki İlhan’ın yapmış olduğu dansı şu an sahnede sergilemiyorum, ben size bir isim önereyim” dedim. Arthur Rimbaud’u çok severim. Yaşamış olduğu ilişkiler ve ortaya çıkan şiirlerden çok etkilenmiş ve ilham almışımdır. Ofeya kitabında, Ofelya bir çiçek gibi açılır, nehirlerin üstünde kocaman güller gibi savrulur… Derken bu karaktere çok uyum sağladığını düşündüm bu ismin ve önerdim, kabul edildi.
Zumanity projesinde yer almanız nasıl oldu?
Herşey 2006′da ben Montreal’deyken gelişti. Gazetede yayımlanan bir ropörtajımda Cirque du Soleil’den ne kadar etkilendiğimi belirtmiştim, bir şekilde benimle kontak kurup görüşmek istediler. Daha sonra 2007′de katılmış olduğum dünyaca ünlü bir gala performansında (Gala Des Etoiles) beni izleme fırsatını buldular. Sonrasında gelişen görüşmemizde bana Las Vegas’taki Zumanity Show’undan bir karakter teklifinde bulundular. Anlaşmamızın ardından 2008 Ocak’ta kendimi şovun içerisinde buldum …
Çalışma koşullarınız nasıl?
Company dans topluluğu denince Cirque du Soleil dünyada bir numara. Çalışma koşullarının çok iyi olduğu gibi her zaman kendini yenilemeye açık ve sistemli bir organizasyon. Kendimi şanslı hissediyorum diyebilirim. Diğer taraftan Zumanity projesinden önce ben solo çalıştığım için, ilk başlarda biraz zor oldu ayak uydurmam; ama alıştım. Günde iki olmak üzere haftada on şov sergiliyoruz, yine de ben ve diğer arkadaşlarım her gün aynı heyecanla sahnede buluşuyoruz. Çok eğlendiğimiz zamanlar oluyor, herkesin bir çılgın yönü var diyebilirim. Nereden buldularsa şov karakterlerini, herkes birbirinden renkli. Müthiş bir enerji var, çalışma arkadaşlarımı çok seviyorum.
“Bir ülkenin geçmişinden gelen kültürün yaşanan günde çok önemi var”
Las Vegas’ta hayat nasıl?
Vegas beni mahvetti. Sıkıcı, herşey çok ahımlı şahımlı fakat şu bir gerçek ki burada bir kültür söz konusu değil. Bizim Türkiye’de yaşadığımız topraklarda üçbin yıllık geçmişimiz var. Bir tarihi esere bakıp flashback yapıp, farklı duygular hissedebiliyoruz. Buraya geldiğinizde toprağın kokusunu alamıyorsunuz, sistemli, kurallı herşey ama kalplerinin sesini dinlemekten ziyade kuralları dinliyorlar.
Türkiye’de en çok özlediğiniz şey ne?
Domatesin tadını özledim.
Peki, Amerika’da bulunmanın size sağladığı kolaylıklar neler?
Amerika’da olmanın bana sağladığı ilk kolaylık ekonomik ve düzenli bir sisteme sahip olmamdır. Tabii Amerika’da ve Kanada’da yaptığım işe saygı duyulması en önemli nokta. Burada çalışmaktan gerçekten mutluyum. Türkiye’de anlaşılamadığımı düşünüyordum. Birçok ropörtajımda da belirtmiştim, toplumun büyük bir bölümünün hazır olmadığı düşüncesindeydim. Böyle gidecek olursa şansımı Amerika’da deneyeceğim; diye demeçler vermişliğim var.
“Türkiye’de dans projesi yaratmak bir çeşit kumar”
Türkiye’de projeler için sahne, stüdyo bulmak, daha net sorayım ekonomik koşulları yaratmak ne kadar kolaydı?
Ekonomik koşulları Türkiye’de yaratmak zor bilirim bunu. Hele de dans konu olunca, Türkiye’de büyük projeler için her zaman sponsora ihtiyacınız var, bu bir gerçek. Ya da eğer imkanlarınız elveriyorsa kişisel projenizi yaratma imkanınız var; ama her zaman bir risk var, ya tutmazsa? Sponsor tarafı kendi çıkarını düşünürken, sanat bazen amacından sapabiliyor. Ak Bank’ın sanata vermiş olduğu destek, Zeynep Tanbay dans projeleri, Özel Çağdaş Bale Topluluğu gibi örnekler umut veriyor yine de.
Türkiye’de özerk bir dans festivali ihtiyacı olduğu kesin… Bir gün Cirque du Soleil’i Türkiye’de de izleyebilecek miyiz, ne dersiniz?
Kesinlikle katılıyorum bu fikire. Yeni yeni bir takım festival girişimleri var, İstanbul Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali güzel bir örnek; ama gerçek şu ki olay sadece İstabul’u değil Türkiye’yi kapsamalı. Televizyon kanallarının halkı dans konusunda bilinçlendirdikleri bir gerçek son üç yıldır. “Benimle dans eder misin?” dans yarışması Türk halkından büyük ilgi gördü mesela. İnsanlar çocuklarını dansa yöneltmeye başladılar, dans mesleği biraz daha saygıdeğer bir konuma geldi halkın gözü önünde, yani özetle dans festivallerine katılım ancak halkta ilgi uyandırmakla başlayacak diye düşünüyorum. Cirque du Soleil’i Türkiye’de de izleyeceğiz; ama bu yarın olmayacak tabii. Cirque du Soleil gibi dünyanın en büyük dans projeleri bir veya iki gösteri için ülke turu yapmıyorlar, yaratılan şovlar ya kalıcı olarak tasarlanıyor ya da uzun süreli turlayan gösteriler halinde planlanıyor… Türk izleyicisinin biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
“Dans camiası çok katı ve diktatör ruhlu koreograflar barındırır” diye yorumlar duydum, sizin bu konudaki fikriniz nedir?
Koreograf olmanın kolay birşey olmadığını biliyorum. Türkçe tabirle fırınlarca ekmek yemek gerekiyor başarılı olabilmek için. Katılar mı koreograflar? Evet… Hatta benciller de zaman zaman; çünkü onların gördükleri ile dansçıların görebildikleri aynı seviyede olmaz genelde. Bu mertebeye ulaşabilene kadar muhtemelen onları da şekillendirmişlerdir zamanında. Koreograflar çoğunlukla kendi duygularını yansıtmak isterler dansçılar aracılığı ile, tabii hepsi için aynı şeyi söyleyemem. Hangi amaca yönelik koreografi hazırladıkları çok önemli. Bazen katı olmaları gereklidir aslında, aradaki dengeyi yakalayabilen koreograflarla çalışmak çok keyifli oluyor. Nacho Duato ile çalışmak çok isterdim mesela. İster katı olsun ister başka birşey, seyirciye verdiği ilham tek kelime ile inanılmaz…
Dansı tarif etmenizi istesem cevabınız ne olurdu?
Dans bence karakterlerin ışığıdır. Bazen çok aydınlık, bazen karanlık. En büyük aşktır kendinizle yaşadığınız ve izleyiciye yansıttığınız.
Dans konusunda sizin için imkansız diye birşeyin olmadığı yorumları var… Ne kadar doğru?
İmkansız olan tek şey, imkanlı olan birşeyi görememek, diye düşünüyorum. 20 yaşında dansçı olmak istedim, aslında karar vermiştim. Çalıştım, hayal ettim, yarattım, dizayn ettim, öğrendim, ders aldım, kendimle yarıştım, bencil olmadım hatta yardım ettim… Arada başka işler de yaptım ama içimdeki İlhan biliyordu ne yapmak istediğini, eleştirileri dikkate aldım ama en önemlisi kendime inandım. 20 yaşındayken İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi’ne başvurdum bir puan eksikle modern dans sınavına giremedim. İlerleyen zamanda amatör olarak dans etmeye başlamış hatta baya keyif almaya başlamıştım. Aslında özgür olmanın da farklı olduğunu anlamaya başlamıştım. Eğer o okula girseydim, şimdi imkansız gibi görünen şey belki de asla olmayacaktı.
Klasik baleye kıyasla modern dansın dünyadaki yeri nerede sizce?
Ben profesyonel bale veya modern dans eğitimi almadım. Sadece 2002′den bugüne kadar birçok ders aldım, gerekli olan ne varsa kendi vücudumu geliştirmek adına değişik dans stillerini denedim. Hiç bir zaman da utanmadım, yok bacağım yeterince kalkmıyor, iyi esneyemiyorum diye. Vücudum bazı hareketlere elvermese bile denedim ve öğrendiklerimi kendi dans stilimle harmanlayarak yeni bir dans dili, karakteri oluşturdum. Tabii ki buradaki alt yapı oryantal bazlı. Orjinallik de oradan geliyor. Modern dansı dans kombinasyonlarının özgünlüğü olarak görüyorum. Anlatmak istediğiniz herşey çok basitçe ya da baya güç hareketlerle de yansıtılabilir. Tabii klasik balenin modern dansa vermiş olduğu temel kesinlikle gözardı edilemez. Modern dansın çok güzel örnekleri olduğu gibi dünyada çok saçma örnekleri de var. İnsanlardaki farklı deneyim tutkusu modern dansı çok ileriye götürebiliyorken bazen de tam tersi olabiliyor. Modern dansın dünyadaki yeri sorusuna gelince özgürlüğün dansı cevabını verebilirim.
Örnek aldığınız bir isim var mı?
Bu soruya hayır cevabını hemen verebilirim . Örnek aldığım bir isim asla olmadı. Yaratmış olduğum dans stili ve sahne karakterleri benim hayallerim ile büyüyen çocuklardır.
Başarınızın sırrı ne?
Başarımın sırrı, umut, inanç ve dürüstlük… Hepsini çerçeveleyen bir gerçek var ki; o da hayat sevgisi.
“Benim için dans, matematiğin sanatsal versiyonudur”
Dans sanatında yol almak isteyen genç yeteneklere önerileriniz var mı? Sadece zeka ve yetenek yetmiyor sanırım, ne dersiniz?
Evet, var tabii önerilerim, bunları paylaşmaktan büyük sevinç duyarım… Dansçılar en başta en büyük yarışı kendileri ile yapmalıdırlar.. Bir gün aynaya baktıklarında kendilerini hedefledikleri yerde görebiliyorlarsa devam etmelidirler. Her zaman aynı hoca ile çalışmasınlar, yeni dans stilleri denesinler, onları harmanlasınlar, kıyafet değiştirir gibi. Sadece sahnedeki resime değil duyguya da konsantre olsunlar ve asla asla en iyi olduklarını sakın düşünmesinler. Bir de ilginç bir önerim olacak; eğer ilgilerini çekerse dans stillerini farklı müzik türleri ile denesinler.
Zekaya kıyasla, yeteneğin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Yetenek kendini geliştirebilme imkanı olan dolayısıyla zekanın açılımı, gelişimi ve yaratıcılığında ön plana çıkması ile tanımlanabilir. Tek bir harekete bağlı kalmayıp ikinci, üçüncü hareketi de kontrol etmek önemli.
“En büyük hayal anlaşılmak olabilirdi benim için”
Hayalleriniz?
Bir hayalim vardı… Dans etmek… O kadar çok çalıştım ki bunun için. Bugün istediğim yere her geçen gün daha da yaklaştığımı hissediyorum. Hayalim Amerika ya da Cirque du Soleil olmadı bugüne kadar ama bundan sonra Cirque du Soleil ile fırsatım olursa hazırlamayı düşündüğüm projeler var. En büyük hayal anlaşılmak olabilirdi benim için. Bunu ülkemde çok az insanla paylaşabildim ama burada Amerika ve Kanada’da sahneye koyabilme şansını buldum. İleride yine solo dans olsun ya da koreograf bazında projeler ile iç içe olmak istiyorum. Kendi dans stilimle dansçılar yetiştirmek istiyorum. Dans etmek istiyorum ve bunu sevdirmek istiyorum.
Keşkeleriniz?
Keşke daha önce yurtdışına çıkma şansım olsaymış dediğim zamanlar oldu. Düşünüyorum da 28 yaşındayken dünya sahnesine açılabilme şansı buldum. Biraz daha erken olması beni çok daha mutlu edebilirmiş bunu anladım.
İleride sizi nerede göreceğiz?
Ben Türkiye’ye geri dönmek istiyorum, oryantal dansın çok daha ciddiye alınması için çalışmalarıma kaldığım yerden devam edeceğim. Türkiye’de erkekseniz ve oryantal dans ediyorsanız işiniz zor. Benim dansım kostüme yönelikti, ben işin tekniği ile meşguldüm ama bunu bile anlatana kadar çok zaman kaybettim Türkiye’de… Bizim insanımız, “Ah! Avrupa, Amerika kültürü…” diye diye kendi öz değerlerini es geçebiliyorlar çoğu zaman. Biz kendi kültürümüzün ne kadar değerli olduğunu bilmeden, Türkiye topraklarında yaşamaya devam ediyoruz. İstiyorum ki genç yetenekler bizlerin yaşadığı zorlukları yaşamasınlar, dönüp elimden geldiğince tecrübelerimi paylaşmak, onlara yardımcı olmak amacım.

Son olarak, “İlhan Karabacak kimdir?” sorusunun cevabını sizden alabilir miyim?
İlhan Karabacak, herşeyi kendi tırnakları ile kazıyarak, kimseden destek almadan, kendi küçük odasında kostüm, makyaj dizayn ederek yapan, dans ile ilgili hayalini gerçekleştiren bir Türktür.
SEZEN AKSU 2010
Sezen AKSU nun sahne performanslarını hazırlıyan Çengi , Burcu YUCE esliginde tekrar dan 2010 yılı calısmalarına basladı. İlk konserini KRAL TV müzik ödüllerinde verecek olan sanatcı için Çengi cok sıra dısı performanslar hazırladı. 
AJDA PEKKAN 2010
Ajda Pekkan da secimini tekrar Çengi den yana kullanarak bu sene ki konserlerinde sahnesini Çengi ye emanet etti. Koreograf ve danscı Burcu YUCE tarafından sahne performansları itanalı bir sekilde hazırlanmaya devam ediyor. Yurtiçin de ve yurtdısında ceşitli konserlere imza atacak ekip harıl harıl calısmakta. Kostumlerine kadar özel itina ile hazırlanan ekip bu seneye damgasını vuracak gibi. 
Sanovel ZENDOR Lansman
Sanovel in yeni ilacı ZENDOR , Dalaman Hilton Golf Resort ta tanıtımını yaptı. Mutluluk sloganları ile tanıtılan Zendor için Çengi , tüm katılımcılara karsılama performansı, Burcu YUCE ile WorkShop ve finalde tüm dans grupları ile sahne performansları sergiledi. ![]()
TURKCELL 2010
Turkcell ile yeniden yepyeni bir kongreye giden cenki , futbol temalı gunde Turkcell Amigo Kızları ile sahnede ki yerini aldı geceye Ziynet SALİ konseri ile devam edildi ve ekibimiz tüm gece boyunca keyifle izlendi. 
OKUYANUS Kitap Evi 2010
Okuyanus kitapevi nin düzenledigi tanıtım etkinligi Nisantası Sofa Otelde yapıldı. Gece ye birbirinden ünlü konukların katılımı dikkat cekerken , kapı karsılamada görev alan StiltsWalker larımız ellerinde ki devasa kitaplarla katılımcılara keyifli anlar yasattı. 
TUBORG 2010
4 yıldır beraber calıstıgımız Tuborg ailesi ile tekrar buyuk bir lansmana imza atıyoruz. Tuborg,Skol ve Carlsberg için bir calısma hazırlıyan Çengi , FreshB ye hazırlattıgı müthis Skol parcası ve Tuborg Amigo Kızları ile sahnede göz doldurdu. 
Music Helps ” Haiti ”
Babylon, 1 Şubat 2010 Pazartesi günü Çengi Performing Arts ve UNICEF’in desteği ile düzenlenen Haiti’ye Yardım Gecesi için kapılarını açtı. Geceye destek veren sanatçılar; Teoman, Baba Zula, Bora Uzer, Sakin, Can Hatipoğlu, The Revolters, Ayşegül Yeşilnil, Alihan Samedov, Burcu Yuce , Brenda.
Pozitif ten Çengi ye
Dorukcum Selamlar,
Pozitif ve Babylon ekibi olarak dün gece gerçeklestirdigimiz “Haiti’ye Yardım Gecesi”ne samimiyetle göstermiþ oldugunuz ilgi ve destek için sana ve Çengi Performing Arts ekibine çok tesekkür ederiz.
Senin öncülügünde çok doðru isbirlikleri sayesinde güzel bir gece gerçeklestirildi. Katkılarınız sayesinde kayda deger bir yardım yapma sansını elde ettik.
Her zaman müzikle bulusmak dilegiyle,
Sevgiler
Banu TUNCAG
POZÝTÝF Muzik A.S.
Þehbender Sok. No: 8/1
Asmalýmescit – Tünel, Beyoðlu
34430 Istanbul
T: +90 (212) 334 01 00
F: +90 (212) 292 97 73![]()
M:+90 (533) 200 04 89
www.pozitif.info
www.babylon-ist.com
Wednesday, March 24th, 2010
SHOP & MILES
Çengi, 8 nci yılın da (2009) hizmet verdigi Shop & Miles ile 9 ncu yılında da (2010) beraber. Sabahın erken saatlerinde Ortaköy Reina da 5 m lik Lunix i tekrar gökyüzüne cıkartan Çengi daha bir cok etkinliginde Garanti Bankası ile beraber çalısacak.
Shop&Miles Sailing Cup’ýn ilk etabı Shop&Miles Bosphorus Cup, 9. yılında büyüleyici bogaz manzarası esliginde İstanbullulara adrenalin dolu bir hafta sonu yasatacak. 22-23 Mayıs tarihleri arasında yaklasık 100 teknenin katılımının beklendigi yarıslar, birbirinden çekismeli görüntülere sahne olacak.
22 Mayıs Cumartesi günü Ortaköy’den start alacak Shop&Miles Bosphorus Cup kapsamında Reina’da özel bir davet gerçeklestirilecek. Davet, Emporio Armani, Gucci, Loro Piana ve In-Formal’ýn 2010 Yaz Koleksiyonu’nun yanı sıra Arzu Kaprol’un Shop&Miles Sailing Cup için hazırladıgı özel tasarımların sunulacagı bir defile ile renklenecek. Reina’daki özel davetin yanı sıra, 22 Mayıs Cumartesi günü bu yıl bir ilk gerçeklestirilerek Bebek-Arnavutköy sahilinde bir etkinlik alanı yaratılacak ve İstanbullulara Shop&Miles Bosphorus Cup ı keyifle izleme imkanı sunulacak. 23 Mayýs Pazar günü Caddebostan etabı ve aynı gün Marmara Yelken Kulübü’nde gerçeklestirilecek ödül töreni ile sona erecek. Tasarımını Can Yalman’ın yaptıgı kupa, Kanyon Alısveris Merkezi’nde Shop&Miles Sailing Cup fotograf sergisi ile birlikte sergilenecek. 
Mustafa Ceceli Harbiye Acık Hava konserleri
Mustafa CECELI de Çengi Performing Arts ile. Hergun sanatcı portfolyesine bir yenisini ekleyen Çengi, Mustafa CECELİ ile ilk calısmasını Hatbiye Acık Hava da gerceklestirecek. 
Uluslararası İstanbul Otomobil fuarı ”Autoshow”
VIP ve basın günüyle kapılarını açacak, 29 Ekim-7 Kasım tarihlerinde ise otomobil severlerin ziyaret edebileceði 13′üncü Uluslararası İstanbul Otomobil Fuarı Autshow, ‘Yok böyle bir sov’ dedirtmeye hazırlanıyor.
ÇENGİ | Performing Arts ilk acılısını Antalya da FORD CARGO ile , CNR da Renauld ve Swiss Otel GALA yemeginde OPEL için muhtesem gösteriler hazırlayıp sahne aldı.
500′e yakın otomobilin sergileneceði 50 milyon dolarlık büyük sovda, 85 yepyeni model ilk kez Türkiye’de sahne alacak. Yollara çıkmaya hazırlanan 12 elektrikli aracın da ilk kez yakından görülebilecegi fuarda, 8 hibrid ve 6 konsept otomobil de dikkat çekecek. Fuarın kuskusuz en merak edilen otomobilleri ise fiyatları 250 bin Euro’dan baslayıp 880 bin Euro’ya yükselen süper lüks modeller olacak.
2010 yılının yıldız sektörlerinden otomotivin en büyük þovu yarın VIP ve basın günüyle kapılarını açıyor. İlk olarak 1993’de 10 bin metrekare alan üzerinde gerçeklesen Autshow fuarı, 13′ncü yasını 120 bin metrekarelik bir alanda kutluyor. Autoshow bu kapasiteyle Türkiye’nin de en büyük fuarı olduðunu bir kez daha gösteriyor. Bu yıl otomotiv pazarındaki büyümeye baglı olarak kesenin agzını açan otomotiv firmaları Uluslararası İstanbul Otomobil fuarı ‘Autoshow için yaklasık 25 milyon dolarlık bir yatırım yaptı. Fuarda sergilenen araçların degerleri de bu yatırıma eklendiginde fuarın yaklasık 50 milyon dolarlık bir büyüklüge sahip oldugunu söylemek yanlıs olmaz.
PETROL OFİSİ
Çengi Performing Arts Petrol Ofisi ile 2 nci kez yanyana. 15-01-2011 Antalya da gerceklesen Motivasyon Workshop unda Petrol Ofisi CEO su Melih Türker de yer aldı , Melih Türker sahnede hocalarımız esliginde tüm PO calısanları ile beraber 1 saat boyunca workshop ta bulundu. Mutlu anlar en son tüm ekibin sahnede hocalarımız ile resim cekilmesiyle son buldu.
Stephane Graff’ın “Professore”si Amerikan Hastanesi “Operation Room”da
Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi “Operation Room”, 16 Aralık 2010-30 Ocak 2011 tarihleri arasında, Stephane Graff’ın ikinci kişiliğini yansıttığı “Professore” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor.
Çengi Performing Arts ile 2 yıldır ortaklasa calısan Stephane GRAFF in ” Professore” isimli sergisi 01.12.2010 da Operation room da — Sanatçının, toplumun ilim ve müesseselere duyduğu sonsuz güvenin yarattığı sorunları göz önünde tuttuğu ve etrafındaki kimliklerle sosyal düzeni nasıl algıladığını gösterdiği “Professore” adlı sergisi, pazar günleri hariç 10.00-19.00 saatleri arasında gezilebilecek.
Stephane Graff, sanatına yol gösteren ve ikinci bir kişilik olarak yarattığı “alter ego” kavramını ifade eden “Professore” adlı sergisinde, gerçekle kurgu arasındaki farkları bulanıklık perdesiyle örten bir kişiliği ele alıyor. Kurguyla gerçeğin ayrılmaz bir bütün oluşturduğu “Professore”de, olağanüstü ve aynı zamanda sıradan olayları içeren görüntülerle sanatçının derin bir ilim sahibi olduğu ve büyük bir saygıyla kabullenildiği vurgulanıyor.
Stephane Graff’ın “Professore” adlı sergisi; fotoğrafların yanı sıra video çalışmaları, yağlı boya resimler, yerleştirme konumları ve heykelleri de içeriyor. Sanatçı, sergisinde resimlerin orijinalliğini sağlamak amacıyla bazen tarihi bazen de alışılmadık fotoğrafik teknikler uygulamış. Kimi imajlar; cam negatiflerin üzerine resmedilerek bromoil baskı tekniği ile tab edilirken, kimisi de gümüş jelatin sürülü kitap sayfaları üzerine basılarak farklı bir görüntü elde edilmiş. Stephane Graff, bazı eserlerinde 2010 yılında kendisinin oluşturduğu “Graffite” adlı tekniği de kullanmış.
Stephane Graff, “Professore” adlı sergisi ile ilgili düşüncelerini şu şekilde dile getiriyor: “Professore” eşsiz bir çalışmadır! “Professore”de sanatçı iyi eğitimli, saygın ve nitelikli bir ilim adamı görüntüsüne rağmen, edindiği karmaşık ve sıra dışı deneyimle kendini dünyamızdan izole ediyor ve toplum tarafından anlaşılmaz bir hale getiriliyor. Göründüğünden çok daha büyük olan bu kişilik; dramatik bir şekilde görgü ile kararsızlık, kontrol ile aksama, dâhilikle delilik gibi sınırlar arasında sürekli gidip geliyor. Bu sergim, aynı şekilde, kişiliğin ikiliğiyle de ilgileniyor. Sergi; “Professore” mefhumunun sadece oynanacak bir rolden mi ibaret olduğunu veya değişik bir kimliğe sahip olmanın yarattığı daha derin psikolojik sorunların mı ihsas ettiği sorusuna yanıt arıyor. Nihai olarak, sergi ortaya çıkan kimliğin sanatçının mı yoksa “Professore”nin mi gerçek şahsiyetini yansıttığını da sorgulatıyor. Ve acaba, birinin, diğeri olmadan var olması mümkün müdür? sorusunu da akıllara getiriyor.
Stephane Graff
Stephane Graff, 1965 yılında Londra’da doğdu. İlk kişisel sergisini 1988 yılında Londra’da sanatseverlerin beğenisine sundu. Graff, klasik sanat anlayışının ötesine geçerek akımların sınırları arasına hapsolmayan felsefesi ile çalışmalarını Londra’da sürdürüyor. Fotoğraf, yağlı boya resim ve heykellerden oluşan eserlerinde ana temayı; “kimlik”, soysal “düzen” ve “öteki”ne karşı önyargılar ve bu önyargının sorgulanması oluşturuyor.
inShare0
Coca Cola
Çengi , Coca Cola ile F1 den sonra yine beraber. 24 gunluk bir turne nin ve Coca Cola Coctail in tanıtılacagı etkinlikte firma icin hazırladıgımız özel kostümleri ile 3 danscımız görev almakta. ![]()
Demet Evgar`ın direk dansı
Demet Evgar yeni filmi için iki ay boyunca “pole dance” dersi aldı
Demet Evgar, “Vay Arkadaş – Manik, Tik, Dildo” adlı sinema filminde oyunculuğunun yanı sıra dans yeteneğini de gözler önüne serecek. Ünlü oyuncu, filmde yer alan kısa bir dans sahnesi için iki ay boyunca “pole dance” (direk dansı) dersleri aldı. Dans koçu Burcu Yüce’den haftada beş gün boyunca ders alan Evgar, sahne için özel olarak hazırlanan dekorda Yüce’nin hazırladığı koreografiyi sergiledi. Evgar’ın yanı sıra Ali Atay, Fırat Tanış, Pamela Spence ve Mete Horozoğlu’nun rol aldığı film, Kasım ayında vizyona girecek.
Demet Evgar, “Vay Arkadaş – Manik, Tik, Dildo” adlı sinema filminde oyunculuğunun yanı sıra dans yeteneğini de gözler önüne serecek. Ünlü oyuncu, filmde yer alan kısa bir dans sahnesi için iki ay boyunca “pole dance” (direk dansı) dersleri aldı. Dans koçu Burcu Yüce’den haftada beş gün boyunca ders alan Evgar, sahne için özel olarak hazırlanan dekorda Yüce’nin hazırladığı koreografiyi sergiledi. Evgar’ın yanı sıra Ali Atay, Fırat Tanış, Pamela Spence ve Mete Horozoğlu’nun rol aldığı film, Kasım ayında vizyona girecek.
ATLAS Dergisi
Ülkemizin en prestijli dergilerinden biri olan Atlas dergisi ile 1 yılı asan bir calısma sonucu olusturulan YAŞAMIN DANSI isimli calısmada Atlas ekibi ile Çengi sırt sırta yürüdü,gece gündüz çalıstı. Kapagında Çengi Performing Arts ın kurucu ortagı ve koreografı Burcu YUCE yer aldı.
OPEL
Swiss otelde OPEL için düzenlenen gala yemeginde ÇENGİ ”Visual Derwish Performance” ile sahne aldı. 
Cercai Fuarı Italya
ÇENGİ Performing Arts, 28-09-2010 & 02-10-2010 tarihleri arasında düzenlenen CERSAI Uluslararası Seramik Fuarında bas danscısı Burcu YUCE ile Italya Bologna da görev alacak. Ülkemizden bir cok sanatcının katılacagı fuarda kültürümüz her yönü ile Avrupa ya tanıtılacak.
FORD ” Grease”
Çengi , FORD otomotiv için tekrar sahne alıyor. Swiss Otel de düzenlenecek Ford Müdürler gecesinde ” Oldies but Goldies Night ” gecesi düzenleniyor. Bu gecede Çengi unutulmaz müzikallerden GREASE ile sahne alıyor. 
BONUS 10 ncu YIL
Çengi, Bonus 10. Yıl için tüm köprü giris ve cıkıslarını 5m capında LUNIX Moonlight balonlarla donatıyor. Saat 00:00 dan baslayıp 05:00 bitecek olan calısmamız sonrası köprüden gececeklere iyi seyirler.
Bonus’un dogum günü 17 Nisan’da, 24 saat boyunca her iki köprüden de geçmek bedava!
Bonus’un yas günü olan 17 Nisan 2010 Cumartesi günü saat 00:00′dan 23:59′a kadar, Bogaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerinden, bayramlarda oldugu gibi, ücret ödemeden geçilecek. Türkiye’de bir ilk olacak ve Bonus’un 10. yasını bir bayram havasında kutlamamızı saglayacak bu kampanyadan yalnız Bonus Card sahipleri degil, tüm İstanbullu’lar yararlanacak. Ayrıca 17 Nisan günü, Bonus Trink ile ulasım olan tüm sehirlerde de ulasım bedava.
Eskisehir’de Belediye ve özel halk otobüsleri ile tramvaylar; Diyarbakır’da Belediye ve özel halk otobüsleri; Samsun ve Ayvalık’da Özel Halk Otobüsleri; İstanbul’da Kabatas – Üsküdar – Besiktas hattında hizmet veren Dentur Tekneleri’nde ulasım 17 Nisan günü Bonus Trink ve tüm Trink özellikli kart sahiplerine bedava olacak.
LG
Son 10 yılın en iyi 10 filminin secildigi ve LG nin sponsorlugunda gerceklesen gecede ” Çengi Performing Arts ” muhtesem sahne gösterisi ile geceye renk kattı. Birbirinden unlu konugun katıldıgı gece Babylon da gerceklesti. 
“Boru ile klasik dans da yapılır seksi şov da”
Demet Evgar, Ajda Pekkan gibi ünlülere de ders veren dans hocası Burcu Yüce: “Pole dance (boru dansı) yapmaya başladığım da antrenman yapacak yer bulamadım. Ben de gey barlardaki striptiz borularını kullandım”
Pelin Çini pelin.cini@milliyet.com.tr
Burcu Yüce eski bir jimnastikçi ve balerin. Şu an kurucu ortağı olduğu Cengi Performing Arts şirketinde etkinlik sorumlusu olarak
görev yapıyor, özel davet ve açılışlara dans gösterileri hazırlıyor. Bizim onunla bir araya gelmemizin nedeni ise Yüce’nin aynı zamanda bir
boru dansı hocası olması.
Boru dansı yani “pole dance” striptiz kulüplerinde dansçıların metal bir direğin etrafından yaptıkları seksi dansın ismi. Yüce kendini “Türkiye’nin Don Kişot’u” olarak tanımlıyor çünkü ülkemizde özel boru dansı veren ilk isim o. Pilates ve oryantal konusunda da hocalık yapan Yüce’nin öğrencileri arasında ünlü isimler de var. Demet Evgar şu sıralar medyada sık sık yer alan “Vay Arkadaş” filmindeki boru dansı sahnesi için ondan yardım aldı. Ajda Pekkan Kuruçeşme Arena konserlerindeki performansına Yüce ile birlikte hazırlandı.
İlk bakışta Azra Akın’ı andıran, ufak tefek ama cüssesinden beklenmeyecek kadar güçlü Yüce ile, yakın arkadaşı Zekeriya Çan’ın fotoğraf stüdyosunda bir araya geldik.
Yüce’nin hayali Türkiye pole dance federasyonu’nu kurmak ve bir spor dalı olarak benimsenmesini sağlamak. Bu çok sevdiği dans türünün akla striptizi getirmesi, ya da “Boru dansı yapıyorum” dediğinde “Aaaa striptizci misin?” denmesi ise umurunda bile değil. “Ben hayatımı kim ne düşünür? diye yaşayanlardan değilim. Bu dans spor amaçlı da yapılabilir striptiz amaçlı da. Üstelik o erotik şovları yapanlar da her gün en az dört saat antrenman yapan disiplinli insanlar” diyor.
Pole dance yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?
Beş yıl önce İngiltere’de yaşayan dansçı bir arkadaşımdan öğrendim. Yeni dans türlerine karşı büyük bir merakım var. Bale kökenliyim ama oryantal de yapıyorum, Sema da dönüyorum. Bu listeye pole’u da eklemeye karar verdim. En zorlandığım kısım antrenman yeri bulmaktı. Türkiye’de böyle bir tesis yok. Bir arkadaşım beni Taksim’de gey bar’lardan birinin işletmecisiyle tanıştırdı. Orada bu dansın striptizciler tarafından yapıldığını gördüm. Ben de bir buçuk yıl boyunca gündüzleri
3-4 saat onların borusunda antrenman yaptım.
Herkes pole dance yapabilir mi? Belli fiziksel özelliklere sahip olmak gerekiyor mu? Ya da bir yaş sınırlaması var mı?
İyi pole’cular genellikle eskiden jimnastik yapmış olan insanlardır çünkü bu iş esneklik, kondisyon ve denge gerektirir. Yaş sınırlaması yok ama profesyonel olarak yapılacaksa vücut iyice oturduktan yani
12 yaşından sonra başlanması iyi olur. Ayrıca pole sıkı bir kardiyo çalışmasına da denk geliyor.
Yani pilates ya da koşu bantıyla yakacağınız kaloriyi pole ile de yakabilir, form tutarken yeni bir dans öğrenebilirsiniz. Tek sınırlama kilo konusunda. Vücut ağırlığı ile çalışıldığından 80 kg’nin üzerindeki insanlar için tehlikeli kol, bel ve bacaklara fazla yük biniyor sakatlanmalar olabilir.
Özel pole dersleri veriyorsunuz. Kaç öğrenciniz var?
Şu an sekiz öğrencim var. İsimlerini onlarla yaptığım gizlilik sözleşmesinden ötürü veremiyorum ama şöyle özetleyeyim: Ruhları rengarenk ve maceraperest insanlar. Kimisi pole’u form tutarken dans etmek ve eğlenmek kimi eşine sürpriz yapmak için öğreniyor. Aralık ayında Bebek’te stüdyom açılıyor. Orada grup dersleri de olacak. Hem pilates, hem oryantal hem de pole dersleri vereceğim. n
“Pole bir spor dalı, olimpiyatlara bile eklenmesi bekleniyor”
Pole 12’nci yüzyılda Pagan’ların bereket dansı olarak ortaya çıkmış. Victoria döneminde masumiyeti temsil edermiş, 1980’lerde striptiz kulüplerinde yapılmaya başlanmış. Yani kökeninde erotizm yok. Ancak 80’lerdeki akım hâlâ geçerliliğini koruduğu için boru dansı denilince akla ilk striptiz geliyor. Bu beni rahatsız etmiyor çünkü önemli olan şovun nasıl sunulduğu. Kostüm ve müzikle her şey değişir, klasik bir dans gösterisi de hazırlayabilirsiniz seksi bir şov da. Benim önemsediğim mesele bu dansın aynı zamanda bir spor dalı olduğunun göz ardı edilmesi. Pole’un 16 ülkede federasyonu var. 2012 Olimpiyatlarına branş olarak eklenmesi gündemde. Üstelik en az jimnastik kadar zor. Bir hareketi tam olarak yapabilmeniz için her gün yüzlerce kez tekrarlamanız gerekebiliyor.
Bir saatlik ders 200 TL
-Pole dance borusu yurtdışından getirtiliyor. Maliyeti 7 bin dolar civarında.
-Boru standart bir boru değil. Oldukça ağır, içindeki bilyelerle dönüş hızı ve uzunluğu ayarlanabiliyor.
-Burcu Yüce bir firma ile anlaşmak üzere olduğunu yakında kendi borusunu kendi üreteceğini söylüyor.
-Yüce’den Pole dance dersi almanın bir saati 200 TL. Grup oluşturup ders almak isterseniz
bedel 100 TL’ye düşüyor. Bir grup minimum beş maksimum sekiz
kişiden oluşmak zorunda.
“Borudan sonra kumaş dansına merak sardım”
Yeni şeyler denemeyi, Türkiye’yi bunlarla tanıştırmayı misyon edindim. Pole dance’ten sonra şimdi de Aerial Silk’e (kumaş dansı) merak sardım. Aerial Silk, tavandan sallanan ipek bir kumaşa dolanarak yapılıyor. Pole gibi dans ve akrobasinin birlikte kullanıldığı bir şov. Yakında Türkiye’de popüler olacağından eminim.

